Header Ads

2015/06/02 Buralarda geziyorum bisiklet turu (BGBT) 19. Gün (Antalya)



Bugün ümitle dopdolu olarak oturup yeni bir şeyler yazmaya karar verdim. çünkü söylenmesi gereken, en iyi şeyler hep gizli kalmıştı.
Antalya’ya bu bisiklet ile ikinci gelişim. İlkinde bir hafta burada kalmış olmamıza rağmen o zamanki yol arkadaşımın zaman zaman tez canlılığından çoğu zamanda boş vermişliğinden gezmeyi planlayıp ta ne yazık ki gezemediğimiz pek çok yeri görebilecektim. Hem bu sefer rehberimiz de var. İlkay sağ olsun bugün işinden öğlene kadar izin alarak bizi Düden şelalesi ve Kurşunlu Şelalesi tabiat parkına götürecek..



İlkay, ailesi ve Urimbaba ile birlikte kahvaltı yaptık.



İlkay’ın evine çok yakın olduğu için ilk durağımız Düden şelalesi oldu. Düden Şelalesi Varsak’a 1 Antalya şehir merkezine 10 kilometre uzaklıkta. Kendi aracınız ile Varsak yoluna gelerek tabelaları takip ederek gayet kolay bir şekilde gelebilirsiniz. Ayrıca Antalya merkezden Varsak minibüsleri ya da VC30,CV17, CV17A,VC30, VL62, VF66, VC69, 524 ve 524A numaralı otobüslerle gelmek mümkün.
Yaz aylarında 9.30-19.30 saatleri arasında kış aylarında ise 11.00 – 18.00saatleri arasında ziyarete açık.



Bu alan 1970-1972 yılları arasında devlet su işleri tarafından piknik ve mesire yeri haline getirilmiş. O zamandan beri bir işletiliyor. Mesire alanında restoranlar, hediyelik eşya satan dükkânlar, kafeteryalar ve tuvaletler bulunduğu için gününüzü huzur içinde geçirebilirsiniz.
Giriş ücreti olarak kişi 3-5 lira gibi sembolik bir rakam talep ediliyor. Ne yazık ki Müze kart geçerli değil.



Şehri simgeleyen tabiat güzelliklerinden biri olan Düden Şelalesine aynı zamandan İskender Şelalesi de deniyor. M.Ö. 334-333 tarihleri arasında bölgeyi fetheden Büyük İskender’in buradan geçerken atlarını burada sulattığı rivayet edilir.



Düden ülkemizde su çeken, su yutan deliklere denmektedir. Düdenlerin bazıları o kadar büyük olur ki, koca bir nehri ya da gölü yutabilir.
Şelalenin kaynağı Eski Antalya-Burdur karayolunun 28 ve 30. kilometrelerinde Kırkgözler ve Pınarbaşı adındaki iki karstik kaynaktan çıkmaktadır. Suyu bol bu iki nehir kısa bir akıştan sonra birleşerek Bıyıklı düdeni içinde kaybolur. Bıyıklı düdeninde kaybolan su 14 kilometre kadar yerin altından gittikten sonra Varsak çöküntüsünün bir ucundan çıkar, çok kısa bir akıştan sonra çöküntünün öbür ucundan tekrar batar. Varsak’ta kaybolan su 2 kilometre kadar yeraltı akışından sonra Düdenbaşı’nda yeryüzüne çıkar.
Yaklaşık 10 kilometre sonra Lara civarında 40 metre yüksekliğindeki falezlerden Akdeniz’e dökülür.



Mesire alanın içinde irili ufaklı pek çok ağacın yanında yıllara meydan okuyan 500-600 yıllık çınar ağaçları inanılmaz bir güzellikte olup insan ömrünün kısalığını anımsatıyor.



Şelalenin ve eşsiz denilebilecek doğanın içinde iken kendinizi şehrin bunaltıcı havasından çok uzakta sanki bir cenneteymiş gibi hissediyorsunuz.









Su 20 metre yükseklikten dökülüyor. Su damlacıkları insanın serinletirken güneş ışınlarını zaman zaman kırarak gökkuşaklarına sebep oluyor.








Şelalenin yakınında bir mağara var mağaradaki oyuklarda oluşan doğal pencerelerden şelaleyi farklı bir açıdan izlemek son derece keyifli.



Sakinliğin içinde suyun sesini duymak insanı rahatlatıyor. Gürül gürül akan Suyun ihtişamına kapılan insan bu alandan ayrılmak istemiyor.



Düden şelalesini gezdikten sonra Antalya’nın bir başka doğa harikası olan Kurşunlu Şelalesi ve Tabiat parkına geldik.
Antalya şehir merkezinden 23 kilometre uzaklıkta. Antalya-Aksu (Isparta) karayolunun 7. kilometresinden sonra sağa dönerek 2 kilometre devam ederseniz buraya ulaşabilirsiniz.
Ayrıca Antalya şehir merkezinden saat başı kalkan 230 ve 231 numaralı minibüsler ve 79 numaralı otobüs kullanılabilir.




2 kilometrelik kanyona yayılmış 18 metrelik büyük şelale, küçük şelaleler ve birbirine bağlı 7 küçük göletten oluşur. Şelale ve piknik alanı 33 hektarlık bir alana yayılmış. Manzara seyir terasları, çocuk parkı, restoran, cafe, gezinti patikaları, piknik alanları, el sanatları ve hediyelik eşya mağazaları, fotoğraf stüdyosu, deve turu, tuvalet ve otopark var.
Burada da giriş ücreti olarak kişi 3-5 lira gibi sembolik bir rakam talep ediliyor. Ne yazık ki burada da Müze kart geçerli değil.



Sağlıklı orman dokusu ve zengin bitki topluluğu, ilgi çekici su ve kaya formlarıyla eşsiz bir doğa harikası.



Şimdinin ağaçları kestirip beton binalar diken doğa düşmanı Reis-i Cumhurundan yıllar evvel Bu alan 1986 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in teşviki ile park haline getirilerek ziyarete açılmış. 1991 yılında da Tabiat parkı olarak korumaya alınmış.













Şelale ve çevresi inişli-çıkışlı patika yollardan, merdivenlerden, tahta-asma köprülerden, Arnavut kaldırımı taş yürüyüş yollardan oluşuyor.




Bir yandan muhteşem fotoğraf kareleri yakalarken, bir yandan da etrafın doyumsuz güzelliği karşısında hayranlığımız kat be kat artıyor.







Gezi parkurunda ilerlerken bu eşsiz güzellik karşısında büyüleniyoruz. Doğa buraya fazlasıyla cömert davranmış. Acaba yeşilin kaç tonu vardır gibi düşünceler eşliğinde renk değişimlerine şaşırarak gezmeye devam ediyoruz.






Ağırlıklı olarak kızılçam olmak üzere doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız, söğüt ve incir ağaçları bulunuyor.



Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıkların alt bitki varlığını meydana getiriyor.




Topalak, su nanesi, kamış, su avizeleri, nilüfer gibi su bitkilerini görmek mümkün.



Eğer dikkatli gözlere sahipseniz Milli park içinde yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası gibi yaban hayvanları haricinde köpek, yılan ve kertenkelegörmek mümkün.




Burada doğa ve yeşilin her tonu, tertemiz mis gibi bir hava ile başbaşasınız.



Mükemmelliğin tanrıçasının meydana getirdiği bu doğa harikasında kısa bir süreliğine de olsa vakit geçirmek, bu dünya ile içli dışlı olmak size çok şey öğretebilir, onun bize bağışladığı gücü hissederek bir deha karşısında daha saygılı olmanızı dilerim.



Şelale gezilerinin ardından Öğleden sonra İlkay işine gitti, bizde Urimbaba ile birlikte bisikletlerimizle Akdeniz üniversitesinde görevli sevgili arkadaşımız Devrim’i ziyarete gittik. 

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.