Header Ads

2012/06/22 İç ve Batı Anadolu Turu (42.gün)





image

Tüm hazırlıklarımı tamamlayıp yola koyulmam 08.30’u buldu.


image

Ezine’ye varıncaya kadar 1–2 rampa haricinde yolun büyük çoğunluğunu bayır aşağı gittim.


image

Ezine’nin bulunduğu düz ovaya geldiğim zaman rüzgâr kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı.
Bir Ferdimen atasözü der ki;
“Balata kokusu ve rüzgâr türbininin olduğu yerlerde her zaman çekinmek gerekir. Çünkü oralarda ya Rampa vardır ya da Rüzgâr.”


image

Ezine’de fazla oyalanmadan yolma devam ettim.


image

Ezine’yi geçtikten bir süre sonra rüzgâra karşı olan yolculuğumda birkaç zorlu rampa çıkmak zorunda kaldım.


image

Güzelyalı civarında Çanakkale Boğazı ve özellikle Trakya topraklarının bir bölümünü oluşturan Gelibolu yarımadası görünce yaşadığım heyecanı kelimelerle anlatmak mümkün değil.


image

Rüzgâr beni oldukça zorladı Ezine-Çanakkale arsındaki yol bana neredeyse ölüm geldi. Zorda olsa 16.30’da Çanakkale’ye geldim.


image
image

Aslında bu istikamette yolculuk yaparken Çanakkale-Lapseki karayolunun kullanılması mesafe açisindan oldukça mantıklı bir seçenek olmasına rağmen. 42 günlük Memleket özlemi ağır bastığı için Çanakkale’den Eceabat’a feribotla geçerek Eceabat-Gelibolu karayolu kullanmayı uygun gördüm.


image

Feribottan indiğim gibi Eceabat’a ilk adımımı attığımda yurtdışında uzun süre kalarak memleketine dönen gurbetçi gibi eğilip toprağı öpmek istedim. O ilk adımda evime gelmişçesine huzurluydum.


image

En son bu karayolunu mart ayında Şehitlere saygı turu için kat etmiştim. Karşıdan esen rüzgârın etkilerinin ne olduğunu bizzat yaşadığım için beni neyin beklediğini bilincindeydim.

image

Rüzgâra karşı yaklaşık 3,5 saat pedal çevirdikten sonra Gelibolu’ya gelebildim.


image

Havanın kararmasına yakın alışverişimi tamamlayarak kamp kurabileceğim uygun bir yer aramaya koyuldum. Sonunda Gelibolu çıkışında 1–2 kilometre sonra bir petrol istasyonuna geldim. “-Çadır kurabileceğim uygun bir yer var mı?” sorusuna olumlu cevap alınca. Hemen çadır kurma hazırlıklara başladım.


image

Yanıma istasyon çalışanlarından bir ağabey gelip “Çadır kurmakla hiç uğraşma, gel burada misafirhane var. Burada yat.” Dedi.


image

Bisikletimi yükünü hiç boşaltmadan sabah kalktığım gibi yola çıkışa hazır bir şekilde odanın içinde uygun bir yere aldım. Duş ve yemeğin ardından 23.00 civarında günün yorgunluğunu atmak üzere uykuya daldım.
Şimdiye kadar çimlerin ezilmesinden endişe duyan pek çok petrol istasyonu sahibi, çalışanı gördüm. İlk defa misafirhanenin kapılarını açanına denk geldim. Bu kadar Trakya farkı olsun artık.
İnsanın evi gibisi yok.





Tüm fotoğraflar için GGYİSS Facebook sayfasını ziyaret ediniz.
Bu yazıyı *.PDF formatında okuyabilir yada indirebilirsiniz.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.